İçeriğe geç

Mühendislik nedir? Mühendis Kime Denir?

Mühendislik üzerine konuşmaya başlamadan önce neden böyle bir başlık açma ihtiyacımızın vuku bulduğunu izah etmeye çalışalım.

Bugün Türkiye’nin seksen bir ilinde, çeşit çeşit üniversitelerde okuyan binlerce mühendis adayı var. Aynı zamanda dünya genelinde mühendislik bölümlerinde eğitim gören belki milyonlarca insan var. Aldığımız eğitimler nihayete erdiğinde ve üniversiteyi bitirip diplomamızı elimize aldığımızda artık resmi olarak mühendisler olmuş olacağız.

İnsanlar bize seslenirken “filanca mühendis” diye hitap edecekler.

Yani mühendislik bizim kimliğimizi oluşturan bir parça haline gelecek.

Eğer bizler kendi öz benliğimizi, kimliğimizi, kendi kavramlarımızı inşa etmeye çalışan gençler isek kendi mühendislik kavramımızı da yeniden inşa etmek durumundayız.

Hem kendimiz hem de insanlar üzerinde yeni ufuklar açacak, derin düşünmeye kapı aralayabilecek bir tanıma ihtiyacımız var.

İlk önce mühendislik hakkındaki tanımlardan bahsedelim.

Türk Dil Kurumu mühendislik hakkında şöyle demiş;

“İnsanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kimse.”

Peki, Google’da arattığımızda karşımıza çıkan tanım neymiş;

“yol, köprü, yapı, gemi, makine ve uçak vb. yapımı, maden, su, elektrik işleri gibi bayındırlık ve zanaatla ilgili teknik çalışmalardan birini konu edinen meslek.”

Aşağı yukarı birbirine benzer tanımlar.

Bunlardan farklı olarak bizler, mühendisliğe daha geniş bir pencereden bakmaya çalışsak nasıl olur acaba? Hatta bu pencereden bakıldığında bütün insanlığın içinde bir mühendis potansiyelinin var olduğunu görsek mesela. Bu nasıl bir tanım olurdu acaba? Benim bir önerim var gibi;

Bence mühendislik; “En az iki farklı maddeyi, belirli bir ölçü ve düzen üzere bir araya getirme işidir.”

Mühendis de; “En az iki farklı maddeyi, belirli bir ölçü ve düzen üzere bir araya getirebilme yeteneğine sahip kişidir.”

Bu tanımlamalara göre bir insanın mühendis olabilmesi için iki şey gereklidir;

  1. İlk olarak mühendislikte belirli bir ölçü ve düzen yani MATEMATİK gereklidir ki kelimenin Arapça kökeni araştırıldığında geometriyi bilen anlamına geldiği görülür. Matematik her zaman için bütün bilimlerin temelini oluşturmuştur.
  2. İkincisi ise en az iki çeşit madde kullanımıdır ki bu da FİZİK ve KİMYA bilimlerinin zorunluluğuna işaret eder. Yani malzemenin atomik yapısı ve davranışsal özellikleri bilinmelidir, eşyanın hakiki bilgisi öğrenilmelidir. İki çeşit madde olmaz ise o iş zanaatkârlığa benzer; tahta oymacılığı ve cam işlemeciliği gibi.

Çok basit bir örnek ile bu iki maddeli tanımın pratikte nasıl göründüğünü test etmeye çalışalım.

Annelerimizin günlük hayatlarında çokça yapmış oldukları bir yemeği düşünelim mesela. Mercimek çorbası olsun.

Şimdi, şunu söyleyebiliriz değil mi?

“Yahu gerçekten de her annenin mercimeği bir başka olur!”

Peki, neden böyle olur? Çünkü her annenin ‘el ayarı’ yani matematiği farklıdır. Her biri tuzunu, baharatını, suyunu farklı hesaplarlar, farklı ölçülerde koyar.

İkincisi ise, anne mercimek için kullanılacak malzemeleri bilir. Hangi baharatların çorbaya ne tür tatlar katacağına vakıftır. Zihninde, kullandığı malzemelerin bilgisi kayıtlıdır.

Buradan yola çıkarak, tanımdaki iki maddeyi de sağladığı için bir annenin mercimek yapışının aktif bir mühendislik olayı olduğuna kanaat getirebiliriz.

Anne, ölçüyü kaçırır, malzemelerin ayarını tutturamaz ise yemek yenmez olur. Yemek yenemez hale gelirse mercimek pişirmedeki asıl amaç olan insanların beslenme ihtiyacının karşılanması gerçekleştirilememiş olur.

Anne, kullanacağı malzemelerin göstereceği etkilerden habersiz ise yine aynı çıkmaz yola girilmiş olunur.

Mühendislik insanların çeşitli problemlerini çözmek için vardır ancak mercimek örneğinde görüldüğü üzere ölçüden ve malzeme bilgisinden yoksun olan bir mühendisliğin ortaya çıkaracağı ürünler insanlar için faydasızdır, anlamsızdır. İnsanlar için anlamsız olan bir ürünün yapımına da mühendislik demeye gerek kalmaz.

Mühendislik kavramını bu şekilde anladığımız zaman hem TDK’nin verdiği tanımdaki unsurları kapsamış hem de günlük yaşantımızda etrafımızda olup biten sade olayların ve insanın fıtratında bulunan mühendislik inceliklerinin farkına varmaya başlamış oluyoruz. Dünya’ya yeniden, farklı bir gözle bakmış oluyoruz.

Elbette bu tanım, belki filizlenme, belki de henüz tohum aşamasında olan bir düşünce. Üzerinde daha detaylı incelemelerde bulunmak ve içeriğinin gerçekten pratikteki karşılığı ve uygulama alanları ile örtüşüp örtüşmediğinin incelemesini yapmak gerekiyor.

Ya da kaldırıp rafa koymak, kim bilir…

Toplam Kullanılan Oy: 2
Tarih:Misafir Yazarlar

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir