İçeriğe geç

M. SAİT HATİPOĞLU VE GOLDZİHER -SON-

M. SAİT HATİPOĞLU’NUN TASHİHLERİ VE TAKRİRLERİ

Bakalım, Hatipoğlu Goldziher’in eserlerinde hangi eksiklikleri gidermiş, neleri tashih etmiştir:

Cilt 1:

  1. s. 80: Goldziher, “Araplar” demiş; “senin ümmetin” olacak!
  2. s. 165: Zukar muharebesi, miladi 611’de olmuş; İbnu’l-Kelbî gibi Bedir harbinden sonra vuku bulduğunu söyleyenler de var.
  3. s. 177: Goldziher, “halkı idare eden kimdi?” demiş; siyadet, idare değil, ilmî sahadır. “Halkı ilmen idare eden kim?” olacak.
  4. s. 197: Verilmeyen kaynak tespit edilip eklenmiş.
  5. s. 225: Verilmeyen kaynak tespit edilip eklenmiş.
  6. s. 228: Verilmeyen kaynak tespit edilip eklenmiş.
  7. s. 236: İbnMünazir, doğrusu Muhammed İbnu’l-Münazir’dir.
  8. s. 245: Verilmeyen kaynak tespit edilip eklenmiş.
  9. s. 257: Verilmeyen kaynak tespit edilip eklenmiş.
  10. s. 258: Verilmeyen kaynak tespit edilip eklenmiş.
  11. s. 265: Verilmeyen kaynak tespit edilip eklenmiş.
  12. s. 275: Ebu Ubeyde’nin ölüm tarihi, 207 değil, 210 olacak.
  13. s. 312: Bana kalırsa en ciddi eleştirisi burada: Goldziher şöyle der: “Mekke dönemi; müşrikleri İslam’a davette onlardan –ibadete ait değil- neredeyse sadece ahlakî şartlara riayetleri istenir.” Hatipoğlu itiraz eder: “Medinelilerle ilk namaz tatbikatının tarihi, bu iddiayı tekzib eder.”
  14. Cilt 2:

Verilmeyen kaynakların tespit edilip eklenmesini geçiyorum. Ciddi sayılabilecek itirazlar şunlar:

  1. s. 59: Goldziher, Zührî’ninEmeviler için hadis uydurduğunu ima eder. Hatipoğlu der ki: Zührî’ye yönelik bu itham tarihi gerçeklikten mahrumdur.
  2. s. 196: Goldziher der ki; Malik ricale hiç önem vermemiştir. Hatipoğlu der ki; Bu hükmün gerçekle ilgisi yoktur. Malik’in dediği ancak şudur: Biz hadisi ancak ehlinden alırız. O ravi sika olsaydı, kitaplarımda görürdün.
  3. s. 205: Goldziher der ki; metin tenkidi yapılmamıştır. Hatipoğlu der ki; Goldziher, İbnu’l-Cevzî ve İbnu’l-Kayyım’ın kitaplarını okusaydı, bu acele hükmü vermezdi.
  4. s. 208: Goldziher der ki; Ebu’z-Zübeyr, hadisi Ebu Salih’ten işitmiş; Hatipoğlu der ki; İşitme iddiası doğru değil.

Eksiklikleri giderme ve düzeltme adına yapılanlar bunlar… Ne demiştik? Bunların dışında Goldziher’e bir şey denmediği için görüşleri zımnen kabul ediliyor demektir. Şimdi şunlara bakalım:

Goldziher der ki: “Hadisin ekseriyeti, İslam’ın ilk iki zarfındaki dini, tarihi ve ictimai inkişafının neticesi olarak göreceğiz.  Rivayetler bizce İslam’ın gençlik devri tarihinin birer vesikası değil, bu dinin geçirmiş olduğu inkişafın daha ileriki devrelerinde ümmet içinde ortaya çıkmış temayüllerin birer şahidi olacaklardır. (II, 20)”

Hatipoğlu’ndan en ufak bir eleştiri, tashih yok!

Goldziher der ki: Sünneti ihya etmeye, bid’atları yermeye yönelik hadisler selefe bağlılık taraftarı tarafından uyduruldu. Yenilik taraftarları da yeni sünnetleri mümkün kılan (men senne sünneten haseneten…) hadisleri icat ettiler. (II, 43-47)

Bir tashih yok!

“Gayretleri idareciler tarafından ciddiye alınmayan dindarlar şunu uyduracaktı: “Benden sonra hükümdarlar gelecek, namazı öldürecekler. Herşeye rağmen sen yine namaz kıl!” (Timizi)

İzah yok!

Namaz vakitleri Emeviler zamanında henüz tam tespit edilmiş değildi. Urve b. Zübeyr, II. Ömer’e namaz vakitlerini anlatıyordu. Ömer kızdı: “Ne söylediğini bil!” dedi. (Ebu Davud)

En ufak bir izah yok! Bunu okuyan ne düşünür acaba!

Emevi valisi Abdulmelik, Kudusteki Kubbetu’s-sahra’yı insanları Mekke’ye İbnu’z-Zübeyr’in yanına gitmekten alıkoymak için hacc merkezi yapmak ister. Zühri de bunun için şu hadisi uydurur: “Şu üç mescid dışında yolculuğa çıkılmaz. ..Mescid-i Aksa…” (Buhari)

Tashih yok! En azından konuyla ilgili Türkiye’de yapılan çalışmalara atıf olabilirdi!

Devlet başkanına itaat etmekle ilgili hadisleri Emevi, yandaşları uydurdu. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed sultanlara itaatle ilgili bir demet hadis toplamıştır. Goldziher burada 5 hadis kaydeder. Şu hadisleri de Emevilerle uzlaşamayan zahidler uydurdu: “Kim sultanın yolundan giderse, fitneye dalmış demektir.” (Nesai) “Kim kadı tayin edilirse o bıçaksız kesilecek adamdır.” (Tirmizi) Böylece resmi iktidarı ya hoşnut edecek ya da mahkum edecek hadisler uyduruluyordu. II, 57-65)

Çıt yok!

Ebu Hureyre’nin tarlaları olduğu için kendi menfaati icabı hadise “ve tarla köpeği müstesna” cümlesini sokmaktan çekinmemiştir. (Buhari)

Çıt yok!

“Ümmetim hata üzerine birleşmez” ((Ebu Davud) hadisi icmanın meşruiyeti için uydurulmuş!

İtiraz yok!

Şia ve Fatıma kolunun verasetle intikal fikrine şu hadislerle set çekilmiştir: “Benden sonra Peygamber gelecek olsaydı, Ömer olurdu.” (Buhari)

Eleştiri yok!

İslam Hukuku, Roma hukukundan devşirilmiştir. (II, 108)

İtiraz yok!

Emeviler, Alicilerin iddialarına karşılık hadis üretiyordu. Ebu Talib’i cehennemli yaparak aşağılamak gibi. (Buhari) Abbasiler de boş durmuyordu. Hz. Ömer’i Hz. Peygamber’in amcası Abbas ile yağmur için tevessül ettirirler. (Buhari)

Tashih yok!

Bir bid’atçı tevbe ediyor ve diyor ki: “Fikirlerimizi yaymak istediğimizde onu hadis şekline sokup nakletmek adetimizdi.” Goldziher’e göre bu itiraf hadis tarihinde olan şeylerin itirafıydı. Fakat bir zaman gelecek, uydurma hareketine tepki duyulacaktı. İşte 80 sahabi tarafından nakledilen polemik türü rivayet: “Kim benim adıma yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın.”

Evet, bu kurgu karşısında dahi en ufak bir tenkit yok! Not: Burada yok ama İslam Tenkit Zihniyeti kitabında şu şekilde oldukça nazik ve kibar bir tenkit var: “Goldziher’e göre yalan hadis uydurmayı önlemeye yarayacak haberler icat edilmiştir, ki, bunda dindarane bir niyet var. Meşhur ‘men kezebe…’ hadisini Goldziher bu gruba dahil etmesine mukabil, bizce buraya alınmaya layık haberler, kendinsin de zikrettiği aşağıdaki haberler olsa gerektir…” (s. 103)

Sünneti ihya etmek isteyenler günlük yaşayışla ilgili en ehemmiyetsiz şeyleri gülünç hale getiriyorlardı. Hadisi temelinden sarsma vasıtası olarak hadise başvurmuşlardır. Müşriklerin ağzına şu müstehziyane görüş yerleştirilmiştir: “Görüyoru ki dostunuz size tuvalet adabını öğretiyor.” (Ebu Davud) Liberaller bu türlü şeylere karşıydı. Onlar Kur’an’la yetinmek istiyordu. Bu liberallere karşı Peygamber’e şu isnad edildi: Meşhur erike hadisi. (Ebu Davud)

Eleştiri yok!

Müşriklik devrinin müsaid karşılanan hikemi sözlerini Peygamber’e nakletmekten sakınılmamıştır. Hele bizzat Muhammed’in Kur’an’a cahiliye devrinin hikemi sözlerini sokmaktan asla çekinmemiş olduğu tebeyyün ettiği zaman bu işi nispeten daha az tereddütlü yapmak imkanı hasıl olmuştur! Mesela “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et!” gibi.

Edep timsali (!) Goldziher’in bu ifadelerine dipnotta herhangi düzeltme yapılmamıştır!

Hadislerin yazılmasını savunanlar ve karşı çıkanlar, ilgili hadisleri uyduruvermişlerdir. Ömer b. Abdilaziz’in tedvin faaliyetine başlatmasına yönelik talimatı, tarihî bir geçerliliği yok!

Bunlara da bir itiraz yapılmamıştır!

Hadisler İncillerden yapılan iktibaslarla doludur. Mesela; fakirleri öven hadisler…

Hristiyanlığa karşı çıkanların uydurduğu hadisler: İslam’da ruhbanlık yoktur… İslam’da bekarlık yoktur.

İtiraz yok!

Bu kadarla yetinmek istiyorum. Belki hoca bunlara katılıyor, bunları yanlış görmüyordur. Daha önce de ifade ettim, kitapları neredeyse Goldziher’in metodu üzere yazılmış gibidir. Şunu demekte bir beis görmemiştir: “Goldziher şunları söylemekte pek haksız olmasa gerektir: İslamiyette her türlü cereyan ifadesini hadislerde bulmuştur ve hangi sahada olursa olsun bu birbirinden ayrı çeşitli fikirler arasında hiçbir fark yoktur.” (İslami Tenkit Zihniyeti, s. 93)

Ne diyeyim! Takdir okuyucunun…

Toplam Kullanılan Oy: 8
Tarih:Yazılar

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir